Yukarı Bak
HİKÂYESİ
Carl Fredricksen, çocukluk aşkı ve hayatının tek anlamı olan eşi Ellie ile birlikte geçirdiği uzun, mutlu ama çocuk sahibi olamadıkları için biraz burkuk yılların ardından yapayalnız kalmış 78 yaşında emekli bir balon satıcısıdır. İkilinin çocukluktan beri en büyük hayali, Güney Amerika'daki o meşhur ve gizemli Cennet Şelaleleri'ne (Paradise Falls) gidip orada yaşayabilmektir; ancak hayatın getirdiği maddi zorluklar ve lojistik engeller yüzünden bu hayallerini her seferinde ertelemek zorunda kalmışlardır. Ellie öldükten sonra anılarla dolu evini yıkıp yerine devasa plazalar dikmek isteyen modern şehircilik şirketlerine karşı büyük bir direniş gösteren Carl, bir gün mahkeme kararıyla huzurevine gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Carl, teslim olmak yerine akılalmaz bir mühendislik dehasıyla evinin bacasına binlerce helyum gazlı rengarenk uçan balon bağlar ve tüm evi gökyüzüne uçurarak şelalelere doğru sarsılmaz bir rota çizer. Ancak havalandıktan kilometreler sonra, evinin verandasında hiç hesapta olmayan bir misafir olduğunu fark eder: Vahşi Yaşam Kaşifi rozeti kazanabilmek için yaşlılara yardım etmeye çalışan 8 yaşındaki hiperaktif ve saf çocuk Russell. Bu uyumsuz ikili, gökyüzünün zorlu fırtınalarını aşıp şelalelere vardıklarında; konuşan canavar köpek orduları, egzotik devasa kuşlar ve Carl'ın çocukluk kahramanı olan ama karanlık bir hırsa bürünmüş eski bir kaşifle yüzleşmek zorunda kalacakları felsefi ve psikolojik bir büyüme macerasının ortasına düşerler.

KARAKTERLER

Carl Fredricksen
Hikayenin merkezindeki, kalın camlı kare gözlükleri, yürüteci ve o dışarıdan bakıldığında aşırı huysuz, aksi görünen ama iç dünyasında tamamen eşinin anılarına sadık yaşayan 78 yaşında emekli bir baloncu ihtiyardır. Dünyayla olan tüm bağlarını koparmış, tek amacı Ellie'ye verdiği sözü tutarak evi şelalenin tepesine oturtmaktır. Russell'ın hayatına girmesiyle o katı ve bencil kabuğu yavaş yavaş kırılan, tehlike anında sevdiklerini korumak için bastonunu bir silaha dönüştürebilen ekibin asıl sarsılmaz lideri ve motor gücüdür.

Russell
Carl'ın uçan evine kazara dahil olan, 8 yaşında, kilolu, aşırı konuşkan ve tek eksiği olan "Yaşlılara Yardım Rozeti"ni alarak babasının dikkatini çekmeye çalışan bir Vahşi Yaşam Kaşifidir. Doğayı sadece kitaplardan öğrenmiştir ama o saf çocuksu sevgisi, merhameti ve bitmek bilmeyen enerjisiyle Carl'ın o renksiz dünyasını tamamen altüst eder. Karşılaştığı her vahşi hayvanda bir dost gören yapısıyla, tüm lojistik krizlerin ortasında ekibin asıl neşesi, vicdan pusulası ve en büyük ahlaki motivasyon kaynağıdır.

Dug
Cennet Şelaleleri'nde yaşayan, boynundaki fütüristik siber tasma sayesinde düşüncelerini insan diline çevirebilen, altın sarısı tüylere sahip son derece saf ve şapşal bir köpektir. Kendi alfa köpek sürüsü tarafından sürekli eziklenir ve dışlanır; ancak Carl ve Russell'ı gördüğü ilk anda onlara "Sizi az önce tanıdım ama sizi seviyorum!" diyerek sarsılmaz bir sadakatle bağlanır. O saf sadakati ve koku alma becerisiyle ekibi tehlikeli tuzaklardan koruyan, cephe hattının arkasındaki asıl can dost koruma kalkanıdır.

Charles Muntz
Carl ve Ellie'nin çocukken sinema perdelerinde hayranlıkla izlediği, dünyaca ünlü efsanevi bir kaşif ve mucittir. Yıllar önce şelalelerde keşfettiği devasa bir kuş türünün gerçek olduğunu dünyaya kanıtlayamadığı için sahtekarlıkla suçlanmış, itibarını geri kazanmak için o kuşu canlı yakalamayı saplantı haline getirerek devasa zeplini ve siber köpek ordusuyla yıllarca şelalede hapis kalmıştır. Hırsı yüzünden vicdanını tamamen kaybetmiş, sinsi planları ve acımasız avcı kimliğiyle Carl'ın karşısına çıkan en resmi, en organize ve en büyük trajik karanlık tehdittir.

Ellie Fredricksen
Carl’ın çocukluk aşkı, hayat arkadaşı ve içindeki o maceracı ruhun asıl kaynağı olan kadındır. Carl ile daha küçücük birer çocukken eski, terk edilmiş bir ahşap evde tanışmışlar ve o meşhur "Macera Defteri"ni (My Adventure Book) doldurma hayaliyle birbirlerine bağlanmışlardır. Carl ile evlenip o eski evi rüya gibi bir yuvaya dönüştürseler de, hayatın getirdiği zorluklar ve ani hastalıklar yüzünden Cennet Şelaleleri'ne gitme hayalini gerçekleştiremeden, yaşlılık döneminde Carl’ın ellerini tutarak hayata gözlerini yummuştur. Carl, onun ölümünün ardından tamamen yalnızlığa gömülmüş ve evini uçurarak bu sözü tutmayı yegane amacı haline getirmiştir. Filmde fiziksel olarak sadece ilk dakikalarda yer alsa da, anısıyla, bıraktığı macera defteriyle ve Carl'ın kalbindeki sarsılmaz sevgisiyle tüm o gökyüzü yolculuğunu başlatan, filmin arkasındaki asıl ruh, vizyon ve en büyük duygusal motivasyon motorudur.
Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!